YEME BOZUKLUKLARINA GENEL BİR BAKIŞ

Yeme Bozukluğu Ne Demektir?

Yeme bozukluğu genel anlamda nitelendirildiğinde sağlıklı beslenme çerçevesinin dışında beslenme olarak tanımlandırılabilir.
Günümüzde görülen yeme bozuklukları arasında anoreksiya nervoza, bulimia nervoza ve atipik yeme bozukluğu (kontrolsüz yeme ve binge-eating disorder) olmak üzere 3 rahatsızlık bulunmaktadır. Yeme bozuklukları yüksek sosyo – ekonomik düzeydeki ailelerde görülmektedir. Kişilerin şişmanlıktan korkması, genç kızlarda mankenlere özenti, erkeklerde vücut geliştirme sporu yapmış kişilere ilgi duymak ve kaslı bir vücut için yanlış diyet uygulamak ya da yanlış spor antrenmanı yapmak, gelişim sorunları, psikolojik etmenler nedenler arasındadır.
Yeme bozuklukları, yediğinden suçluluk duyarak kusma, tiksinme hissi yaşayarak yememe veya bir daha yiyemeyecekmiş gibi aşırı yemeden dolayı ortaya çıkmaktadır.
Dünya üzerinde oran olarak inceleme yapıldığında daha çok genç kızlarda görülmekle birlikte aktör, manken, hostes ve dansöz gibi dış görüntüsü ön planda olan mesleklerde de ve son zamanlarda erkeklerde de görülebilmektedir. Yeme bozukluğu olan kişilerde homoseksüellik, aseksüellik, depresyon, anksiyete, kişilik bozuklukları ya da uyuşturucu madde kullanımı daha sık görülmektedir. Çünkü bu durum bir psikolojik hastalıktır ve muhakkak tedavi edilmelidir.
Vejetaryenler, atletler ve ölümcül kronik hastalığı olanlarda da yeme bozukluklarına sık rastlanır. Kalıtsal faktörler, yetiştirilme özellikleri, kültürel ve biyolojik özellikler kişinin yeme bozukluğu geliştirmesine önemli katkılarda bulunur.
Zayıflık hastalığı olarak bilinen anoreksia ve bulimia gibi yeme bozuklukları beyinde kalıcı hasarlar bırakabilmekte ve kilo kaybıyla birlikte beyin kütlesinde de azalma ve beyindeki kimyasal reaksiyonlarda değişiklik olabilmektedir.

ANOREKSİYA NEVROZA

Açlık hastalığı olarak da adlandırılmaktadır. Anoreksiya’da besin alımına, kiloya ve zayıflığa karşı takıntılı olan kişiler zayıf olsalar dahi yemeği ve aç olduklarını reddederler. Çok düşük kalorili diyet tüketmekten çekinmezler ve yetersiz kalori alımından dolayı vücut ağırlıkları zamanla azalır. Genellikle ergenlik döneminde başlamakta olan bu psikolojik rahatsızlık nadiren 40 lı yaşlarda da başlayabilir.

Anoreksiyalı bir kişi;

Kilo almaktan korkar, şişmanlık onlar için kabus gibidir. Eski kilolarına ya da çevrelerinde görünüm olarak beğeni kazanan kişilerin kilosuna inmek için hedef belirler, gün içinde farklı zamanlarda tekrar tekrar tartılırlar. Toplum içerisinde ufak porsiyonlar tüketirler aç olsalar bile tok olduklarını söylerler. Kısa sürede çok fazla kilo verirler ve bunu sağlıksız yöntemlerle yaparlar. Kabızlık ve düzensiz menstürasyon sorunları vardır. Hızlı veya kontrolsüz kilo kaybetmeye bağlı olarak hormonal değişimler görülerek tüylenme ve saç dökülmesi problemleri yaşanabilir.
Normal miktarda besin tükettikten sonra mide bulantısı veya şişlik hissederler. Hiperaktif, depresif, korkak ve agresif olurlar. Gitgide sosyal çevrelerini kısıtlarlar. Sürekli spor veya ağır egzersizler yaparlar. Özellikle temizlik ve ders çalışma ile ilgili saplantılara rastlanabilir. Cinsel gelişimlerinde sorun olduğu gibi, cinsel isteksizlik ve diğer cinsel sorunlar da beraberinde gözlenebilmektedir. Yüksek oranda yetersiz ve dengesiz beslenmeye bağlı olarak kansızlık, vücut su- tuz dengesinin bozulması, kanda kolesterol ve üre düzeylerinin artışı, karaciğer enzimlerinin yükselmesi, tiroid bezi hormonlarının düşmesi, kadınlarda östrojen dediğimiz kadınlık hormonu, erkeklerde testesteron denen erkeklik hormonu düzeylerinde düşme sonucu cinsel işlevlerde azalma, kalp atımında azalma ve düzensizlikler, beyin boşluklarının beyin dokusuna oranla kapladığı hacmin artışı oluşabilmektedir.

BULİMİA NERVOZA

Psikolojik kökenli bir hastalıktır. Anormal yeme alışkanlığı ile kendini belli eder ve daha sonra kilo almayı önlemek için uygunsuz davranışlar gösterir, hasta kusar, laksatif ve diüretik ilaçlar alıp, lavman yaparak yediği yiyecekleri çıkarmaya çalışır. Aç kalırlar ya da aşırı egzersiz yaparlar. Genellikle ergenliğin son veya erişkinliğin ilk dönemlerinde görülmektedir.

Bulimiyalı bir kişi,

Kendini iyi hissetmediği, karmaşa ve stres içerisinde olduğu zamanlarda veya diyetlerden sonra aşırı açlık duygusuyla tıkınmaya başlamakta rahatlama hissinden sonra suçluluk duygusuyla yenilen yiyecekleri çıkarmaktadırlar.

Yemekten sonra ortadan kaybolmakta ve genellikle banyoya gitmektedirler. Mide asidinin ağıza gelmesi ile diş çürükleri, mide delinmeleri, adet düzensizlikleri görülebilmektedir.

ATİPİK YEME BOZUKLUKLARI

Fazla Yeme – Kontrolsüz yeme

Kendini kontrol edemeden yeme bir hastalık sayılmaktadır. Bulimikler gibi aşırı kalorili yiyecekler birden tüketilir ve ama vücutlarından atmazlar. Borderline bir kişilik bozukluğu sayılabilir. Bu kişilerin kimlik duygusunda, duygu durumunda ve ilişkilerinde sürekli bir tutarsızlık vardır. Çaresizlik duygularını yenmek için beden ağırlığı, biçimi ve yeme davranışları üzerinde aşırı bir denetim saplamaya çalışırlar. Bunu başaranlarda anoreksia nervoza, başaramayanlarda ise kontrolsüz yeme nöbetleri görülmektedir.

Gece Yeme Sendromu(Binge eating)

Günlük enerjinin an azından %25’ni akşam yemeği ile ertesi sabah arasında geçen sürede almaktadırlar. Bu durum uyku bozukluklarına bağlı olabilir veya uyku apnesinin bir özelliği olarak da kabul edilebilmektedir. O nedenle bu hastalar gündüz uyuklar vaziyette dolaşırlar.
Binge eating bir psikiyatrik hastalıktır, depresif bir davranış ile karakterize olmasına rağmen gün içindeki seyirleri birbirinden farklılık göstermektedir. Kontrol edilemeyen aşırı yemek yeme nöbetleri vardır ve obezlerin neredeyse %30’unda görülmektedir. Hasta sabahleyin uyandığı zaman iyi durumdadır ve gün ilerledikçe ruhsal durumu bozulmaktadır.

Tedavi

Yeme bozukluklarının tedavisi zordur. İlk adım olarak mümkün olduğunca çabuk profesyonel yardım alınmalıdır. En iyi tedavi yöntemi tıbbi, psikolojik ve beslenme konsültasyonunu içeren kombine çalışma yöntemidir. Çünkü bu tip hastalıklar sadece psikolojik ya da beslenme ağırlıklı sorunlar içermez. Bütün şikayetleri içeren ve değerlendiren kombine tedavi yöntemi kullanılmalıdır.
Anoreksiyalı kişi tehlikede olmadığına ve yardıma gerek duymadığına inanır ve destek almamak için çoğu zaman direnir.

Bulimialı kişi ise sorunun farkındadır ama tekrar kilo alma korkusu ile tedavi görmek istemez. Tedavi süreci birkaç aydan birkaç yıla kadar sürebilir. Ancak tedaviden sonra da tekrarlayabilmesi hala bir sorun olmaya devam edebilmektedir.

Bir Cevap Yazın

Navigate