Sağlıklı Yaşam

B12 Vitamini ve Önemi

Öncelikle B12 Vitamini nedir? B 12 vitamini sadece hayvansal gıdalarda bulunan suda eriyen mikroorganizmalar tarafından yapılan bir vitamindir. Suda çözünen diğer vitaminlerin aksine B 12 vitamini karaciğer, böbrek ve diğer dokularda depolanabilmektedir. B12 vitamini vücutta depolanan tek B grubu vitaminidir. Vücutta sentezlenemediği için besinlerle alınmak durumundadır. B12 vitamininin ana kaynağı hayvansal gıdalardır. B12 vitamininin en önemli işlevi folik asitle beraber hücre bölünmesi ve çoğalması için gerekli olan DNA sentezini sağlamaktır. B12 Yetersizliği Hangi Durumlarda Yaşanır? Yeterli ve dengeli beslenilmediğinde, sindirim sisteminde emilim sorunları olduğunda, yanlış diyet veya vejetaryen beslenme durumlarında, pankreas yetersizliklerinde, karaciğer ve böbrek rahatsızlıklarında, yaş ilerledikçe mide salgısının azalmasıyla B12 vitamini eksikliği gözlenebilir. Ayrıca aşırı C vitamini alımı, alkolün fazla tüketilmesi, protein, folik asit ve A vitaminin yetersiz alınması besinlerle alınan B12’den vücudun faydalanabilme oranını düşürmektedir. Görüldüğü üzere besin öğelerinin yeterli ve ölçülü alınması bir başka besin öğesinin işlevini etkileyebilmektedir. Vitamin ve minerallerin bir tanesinin tek başına yeterli…

Müjde! MFB Food açıldı!

Uzun zamandır MFB ile devam eden kişiye özel sağlıklı beslenme serüveni şimdi yeni bir boyut kazanıyor ve MFB Food ile daha da güçleniyor. MFBFood.com’da MFB’nin bir birinden leziz sağlıklı lezzetlerini bulabilecek ve perakende olarak tek tek sipariş verebileceksiniz. Peki nedir bu MFBFOOD? MFB olarak geliştirdiğimiz sağlıklı beslenme programlarımızda her gün yine kendi geliştirdiğimiz ve binlerce müşterimiz tarafından beğeniyle tüketilen çok çeşitli yiyecekler üretiyoruz. Başarımızın sırrının önemli bir kısmı bu ürünlerimizde yatıyor. Bu yıl, ürünlerimizin bir bölümünü MFB programına üye olmayanlara da sunma kararı aldık ve bunun için MFB FOOD’u kurduk. Amacımız, bu özel ürünlerimizle, dileyen herkesin kendi sağlıklı beslenme düzenini kurmasına yardımcı olmak. mfbfood.com’dan kolayca ve keyifle satın alacağınız ürünlerimizi kendi soğutuculu araçlarımızla adresinize teslim ediyoruz. Kek, biscotti ve muffinlerimiz tatlı severlerin bir numaralı tercihi olacak. Lezzetten ödün vermeden sağlıklı tatlılar yaratmanın mümkün olduğunu görecek, vicdan azabı duymadan tüketmenin keyfini yaşayacaksınız. Farklı köfte çeşitlerimizle sıkılmadan, günlük protein ihtiyacınızın önemlibir kısmını…

DEMİR EKSİKLİĞİ OLAN KİŞİLER NASIL BESLENMELİDİR?

DEMİR EKSİKLİĞİ OLAN KİŞİLER NASIL BESLENMELİDİR?

Demir eksikliği Türkiye’de çok yaygın görülen bir hastalıktır. Demir vücudumuz için önemli bir mineraldir. Demir vücutta üretilemeyen bir mineraldir ve bu nedenle besinler yoluyla yeterli miktarda alınması gereklidir. Özellikle bazı dönemlerde ve riskli gruplarda demir alımı takip edilmelidir. Çünkü özel durumlarda demir miktarı azalabilir.

ALZHEİMER VE DEMANS HASTALIKLARINDA BESLENME

Günümüzün brainen popüler ve maalesef ki en korkutucu hastalıklarından bunama(demans) ve Alzheimer. Bunama ya da demans, günlük yaşamın her zamanki gibi sürdürülmesini engelleyen ilerleyici, kronik bir beyin hastalığıdır. Alman doktor Alzheimer tarafından ilk kez bir kadın hastasında teşhis edilen bu hastalığın 1906 yılından beri bilinmesine rağmen hala çaresi bulunamadı.

“Bunama”nın en sık sebebi olan Alzheimer, gelişen tıbbın yeni tedavi olanaklarına karşın 21. yüzyılın en önemli halk sağlığı sorunlarından biri haline geldi. Bugün yaşlılarda kalp hastalıkları, kanser ve inmeden sonra en sık karşılaşılan dördüncü hastalık olan Alzheimer, en yüksek maliyetli hastalıklar sıralamasında ise kalp hastalıkları ve kanserden sonra üçüncü sırada geliyor. 85 yaşın üzerinde ise her üç kişiden birinde Alzheimer hastalığına rastlanıyor. Ailesinde Alzheimer’li bulunanlarda hastalığın ortaya çıkma riski, diğer kişilere göre biraz daha yüksek. Ancak bu da Alzheimerli akrabası olan herkesin mutlaka bu hastalığa yakalanacağı anlamına gelmiyor.

EMZİRME DÖNEMİNDE BESLENME NASIL OLMALIDIR?

Emzirme dönemi anne ve bebek için en özel dönemdir. Bu dönemde annenin beslenmesi, psikolojik rahatlığı ve çevresel etmenler büyük önem taşımaktadır. Emzirme döneminde annenin salgıladığı süt, aldığı besinlerin bir ürünüdür. Süt salgısı için gerekli besinler annenin kendi gereksinmesine ek sayılmalıdır. Annenin günlük ihtiyacına ek olarak süt üretimi içinde enerjiye yani besine ihtiyacı vardır. Bu hassas dönemde annenin beslenme düzeniyle birlikte mutluluğu ve huzurlu ortamda bulunması en önemli noktalardandır. Emzirme süreci gibi özel bir süreçte anne, kendini huzurlu hissettiği ortamda doğru ve bilinçli planlanmış bir diyetle sağlıklı bir şekilde bebeğini besleyebilir. Yeni doğan bebeğin beslenmesi için annenin salgıladığı sütün enerjisi ve besin öğeleri, annenin yedikleri ile annenin kendi vücudundaki depolardan sağlanmaktadır. Emziren bir annenin beslenmesindeki amaç, kendi fizyolojik gereksinmelerini karşılayarak, vücudundaki besin yedeğini dengede tutmak ve salgılanan sütün gerektirdiği enerji ve besin öğelerini karşılamaktadır. Emzirme döneminde anne, gebelik döneminde de olduğu gibi bir depo görevi görür. Annenin depoları ne kadar dolu…

PREBİYOTİK VE PROBİYOTİK NEDİR?

PROBİYOTİKLER

Probiyotikler gerçek bakterilerdir. Sindirim sistemimizde 500’den fazla farklı bakteri türü bulunur. Bakteriler bağırsak yüzeyini sağlıklı tutmaya ve yiyecekleri sindirmeye yardımcı olur.

Her ne kadar vücudumuzdaki bakterilerin kötü bir şey olduğunu düşünsek de, düzgün bir işleyiş sağlamak için vücudumuzda iyi bakterilere ihtiyacımız vardır. Probiyotikler de bu iyi olan bakterilerdendir.. Bu yararlı bakteri dengesini;  antibiyotik kullanımı, enfeksiyon, inflamasyon yada hastalık gibi durumlar bozabilir ve sindirim sistemi bozuklukları meydana gelir.

Probiyotikler bakteri havuzunun dengesinin korunmasına yardımcı olur ve  zarar verici bakterileri kovarak hastalıklarla savaşır ve bağışıklık sistemini güçlendirir. Ayrıca antibiyotiklerin kötü etkilerini de yok eder.

GOJİ BERRY

Goji Berry (Wolf Berry-Kurt Üzümü) Tibet ve Moğolistan’da dünyanın en yüksek dağları olan Himalayalar’da yetişir. Goji Berry dünyadaki besin değeri en yüksek olan meyvelerden biri olup antioksidan kapasitesi çok yüksektir. Çin’de tıp alanında 2000 yıldır kullanılmaktadır. Goji küçük, yumuşak ve kırmızı meyveleri olan çalı formundaki bir bitkidir. Tibetlier 1700 yıl boyunca gojiden yaptıkları ilaçları böbrek ve karaciğer hastalıklarında kullandılar. Goji sulu ve tatlıdır, tadı yabanmersini ile kirazın arasındadır. Ayrıca yapraklarından çay elde edilir. Ayrıca yaprak ve saplarından yağ elde edilir. Goji berry kurutularak da tüketilebilir. Goji Berry İçeriği: Bir protein deposudur. 19 ayrı aminoasit, % 13 protein, yüksek değerde betakaroten, 21 iz minerali, çinko, demir, fosfor, B-complex, %8 E vitamini, Zeaxanthin, Germanyum, carotenoids, Beta Sitosterol, Cyperone, Solavetivone, Physalin, Betaine ve çok yüksek oranda C vitamini içerir. 100 gr kurutulmuş goji berry içeriği: Kalsiyum: 112 mg Potasyum: 1,132 mg Demir: 9 mg Çinko: 2 mg Selenyum 50 mikrogram Riboflavin ( Vitamin B2)…

CHİA TOHUMU

Azteklerden günümüze uzanan uzun bir yolculuğu var chia tohumunun. Azteklerin “mucize besin” olarak adlandırdığı bu tohumun son yıllarda dünyada ve Türkiye’de popülerliği artmıştır.

Protein kaynağı olan chia aynı zamanda omega-3, lif ve vitamin-mineral deposudur. Besin kalitesi yüksektir ve hipertansiyon, diyabet gibi hastalıkların tedavisinde kullanılabilmektedir. Bunun yanı sıra kalp, kanser gibi pek çok hastalığın ortaya çıkışını da engellediği yönünde çalışmalar yapılmıştır.

GÜNÜMÜZÜN POPÜLER İÇECEKLERİ – BİTKİSEL SÜTLER VE FAYDALARI

GÜNÜMÜZÜN POPÜLER İÇEÇEKLERİNDEN BİTKİSEL SÜTLER Bitkisel sütlerin popülaritesi artmaktadır. Vejetaryen ve vegan beslenme tarzının toplumda daha çok yer etmesi, hayvansal süt ürünlerin1 –        Badem sütü –        Fındık sütü –        Pirinç sütü –        Hindistan cevizi sütü Soya Sütü: Çok sık kullanılan bir soya ürünü olan soya sütü, soya fasulyesinin ıslatılması, öğütülmesi ve süzülmesi ile elde edilir. Soya sütünün en iyi yanı laktoz intoleransı olan kişilere bir alternatif sunuyor olmasıdır. Vejetaryenler ve veganlar gibi inek sütünden kaçınanlar için mükemmel bir bitkisel alternatiftir. Besin değerine gelince bir bardak soya sütü yaklaşık 7 gram protein, 4 gram karbonhidrat, 4.5 gram yağ ve 0 kolesterol içerir. Az miktarda B vitamini içerir ancak B12 vitamininin iyi bir kaynağı değildir ve yeterli kalsiyumu yeterince karşılayamaz. Bu eksiklikler ile başa çıkmak için üreticiler soya sütünün katkı maddeleri içeren versiyonlarını üretmişlerdir. Bunlar arasında kalsiyum, E, B12 ve D vitaminleri de vardır. Soya sütünün bir başka faydalı…

ÇOCUKLUKTA OBEZİTE

ÇOCUĞUNUZ OBEZ OLMASIN! Obez bir çocuk çevresine sevimli ve hatta daha sağlıklı gelebilir. Toplumumuzda maalesef ki zayıf görünümlü çocuklar yetersiz besleniyor ya da gelişemiyormuş gibi düşünülmektedir. Gelişen teknoloji ve bilgi yayılmasıyla bu tabu yıkılmaya başlanmıştır ancak hala bireylerin büyük çoğunluğu çocuk beslenmesi ve gelişimi konusun da yeterli ve doğru bilgiye sahip değildir. Çocuk beslenmesinde en önemli noktalardan biri çocuğun kilosunun dışında boy uzunluğunun olması gereken aralıkta olmasıdır. Boy uzunluğu sağlıklı aralıklarda olan çocuk zayıf bir görünüme sahip olabilir. Zayıf görünümü çocuğun sağlıksız olduğu, yetersiz beslendiği anlamına gelmemektedir. Yaşının gerektirdiği besin öğelerini günlük olarak yeterli miktarda alan bir çocuk aşırı zayıf değilse sağlıklı tanımlanabilir. Obez çocuklar sevimli görünmelerine rağmen bu durum aslında onun ilerideki yaşamında önemli pek çok problemin hazırlayıcısı ve başlatıcısı olacaktır. Maalesef ki fazla kilolu gençlerin % 80 i geleceğin şişman yetişkinleridir. Ve çocukluk döneminde fazla kilolu seyreden çocuklar ya da bebekler gelecekte bu risk altındadır. Yapılan bir araştırmada,…

HERKES KİLO VERMEK İSTER- PEKİ YA KAS KAYBEDİYORSANIZ?

HERKES KİLO VERMEK İSTER PEKİ YA KASDAN KAYBEDİYORSANIZ? Diyette en çok görülen ve hatta en çok yapılan hataların başında gelmektedir diyebiliriz kas kaybı için… Kas kitlesinden kayıp vücut için tamiri zor ve zaman alan bir sürece girildiğinin göstergesidir maalesef ki.  Hızlı kilo kayıpları kas kitlenizden kaybettiğiniz anlamına gelmektedir. Çünkü vücudun doğal ve sağlıklı süreçte verebileceği kiloların bir süresi ve düzeni vardır. Şok diyetler doğal süreci ve doğal akışı bozmaktadır. ‘’Ay bir haftada 4 kilo verdim ‘’ ile başlayan ve devam eden cümlelerde maalesef ki kas kayıpları söz konusudur. Kişinin aşırı obez olduğu durumlarda bile böyle kilo kayıpları sağlıklı olmamaktadır. Hızlı kilo vermek adına yapılan yanlış diyetler vücutta toparlanması zor olan sonuçlara neden olabilir. Sağlıklı kilo vermede unutulmaması gereken ilk şey süreç uzasa da kiloları dengeli ve programlı bir şekilde yüksek oranda yağdan kaybederek kilo vermek olmalıdır. Hatalı diyetlerde kişi kas kaybını yüksek oranda yaşar ve hatta yanlış diyet ve yanlış…

SAĞLIKLI BESLENMEK İÇİN 10 ADIM

SAĞLIKLI BESLENMEDE 12 ADIM 1-     Günlük tükettiğiniz besinlerin çok çeşitli olmasına özen gösterin. Bu besinlerin çoğunluğunu hayvansal gıdalar yerine bitkisel gıdalardan seçin. Hayvansal gıdalar yağ içerdiklerinden dolayı kilo kontrolü sağlamada dikkat edilmesi gereken gruptandır. Günde sabah, öğle ve akşam olmak üzere 3 ana öğün olarak beslenin. Özellikle kilo verme sürecinde iseniz ara öğün yapmanız büyük önem taşımaktadır. Sağlıklı beslenme programında 5 ya da 6 öğün beslenmek önemlidir. Kahvaltı günün en önemli öğünüdür, öğün atlamayın ve düzenli beslenin. 2-     Günlük beslenmenizde ekmek ve tahıl grubu besinlerin (bulgur, mısır, pirinç, makarna vb.) bulunmasına özen gösterin. Günlük enerji gereksiniminin en az % 55’i karbonhidratlardan sağlanmalıdır. Karbonhidrat içermeyen bir diyet programı ya da sağlıklı beslenme programı düşünülemez. Vücudun sağlıklı çalışması ve fonksiyonların devam edebilmesi için yeterli ve dengeli karbonhidrat alımı önem taşır. 3-     Her gün birkaç kez çeşitli taze sebze ve meyve yiyin (günde 5-7 porsiyon). Sebze ve meyveler; vitamin-mineral ve posa gereksiniminizi karşılamaktadır.…

YEME BOZUKLUKLARINA GENEL BİR BAKIŞ

Yeme Bozukluğu Ne Demektir? Yeme bozukluğu genel anlamda nitelendirildiğinde sağlıklı beslenme çerçevesinin dışında beslenme olarak tanımlandırılabilir. Günümüzde görülen yeme bozuklukları arasında anoreksiya nervoza, bulimia nervoza ve atipik yeme bozukluğu (kontrolsüz yeme ve binge-eating disorder) olmak üzere 3 rahatsızlık bulunmaktadır. Yeme bozuklukları yüksek sosyo – ekonomik düzeydeki ailelerde görülmektedir. Kişilerin şişmanlıktan korkması, genç kızlarda mankenlere özenti, erkeklerde vücut geliştirme sporu yapmış kişilere ilgi duymak ve kaslı bir vücut için yanlış diyet uygulamak ya da yanlış spor antrenmanı yapmak, gelişim sorunları, psikolojik etmenler nedenler arasındadır. Yeme bozuklukları, yediğinden suçluluk duyarak kusma, tiksinme hissi yaşayarak yememe veya bir daha yiyemeyecekmiş gibi aşırı yemeden dolayı ortaya çıkmaktadır. Dünya üzerinde oran olarak inceleme yapıldığında daha çok genç kızlarda görülmekle birlikte aktör, manken, hostes ve dansöz gibi dış görüntüsü ön planda olan mesleklerde de ve son zamanlarda erkeklerde de görülebilmektedir. Yeme bozukluğu olan kişilerde homoseksüellik, aseksüellik, depresyon, anksiyete, kişilik bozuklukları ya da uyuşturucu madde kullanımı daha…

DIŞ GÖRÜNÜŞÜ NORMAL OLAN BİR OBEZ OLABİLİR MİSİNİZ?

DIŞ GÖRÜNÜŞÜ NORMAL OLAN BİR OBEZ OLABİLİR MİSİNİZ? Dünya Sağlık Örgütü tarafından obezite, sağlığı bozacak ölçüde vücutta aşırı yağ birikmesi olarak tanımlanmıştır. Dışarıdan bakıldığında normal ya da orta kiloda görünen bayan ya da erkek yağ ölçümü sonuçlarına göre değerlendirildiğinde obezite kriterlerine uygun olabilir. Bir kişinin obez olması için aşırı kilolu görüntüye sahip olması gerekmemektedir. Hatta günümüzde sağlıklı görünen çoğu kişi, yağ oranı yüksekliğine bağlı olarak gizli obez dediğimiz statüde yer alabiliyor. Bu durum göz önünde bulundurulduğu zaman bireylerin sağlıklı beslenme konusunda çok daha dikkatli ve bilinçli olmaları gerektiği ortaya çıkmaktadır. Günlük alınan enerjinin harcanan enerjiden fazla olması durumunda, harcanamayan enerji vücutta yağ olarak depolanmakta ve obezite oluşumunu tetiklemektedir. Alınan enerjinin harcanan enerjiden yüksek olması obezite için büyük risk faktörüdür. Günlük olarak kalori dengelemesi yapılmasının yanı sıra, günlük alınan yağ miktarının dengelenmesi, sağlıklı yağların yeterince tüketilmesi obezite riskleri açısından büyük önem taşımaktadır. Alınan enerjinin büyük miktarı trans yağlar, katı yağlar ve…

TİROİD VE BESLENME

Tiroid bezi,  boynun ön kısmında bulunan kelebek şeklinde küçük bir iç salgı bezidir. Vücutta enerji kullanımını düzenleyen hormonları üretmekle görevlidir ve kilo korunmasıyla doğrudan alakalı bir bezdir. Tiroid hormonları hücrelerde kullanılan oksijen miktarını, üretilen protein miktarını ayarlamakla birlikte, diğer hormonlara nasıl cevap verileceğinin belirler. Böylece tiroid bezi organların performansını etkileyen bir yapıdadır demek doğru olacaktır. Tiroid bezinin olması gerektiği gibi çalışmadığı durumlarda tiroid sorunlarından bahsedilebilir. Eğer tiroid bezi az çalışıyorsa, yani normalin altında hormon üretimi varsa bunun adı hipotiroidizmdir. Eğer tiroid bezi fazla çalışıyorsa, normalin üzerinde hormon üretiyorsa bu durum hipertiroidizmdir. Hipotiroidizm; hormanların değişen seviyesiyle birlikte metabolizma yavaşlaması görülmektedir. Bu sebepten dolayı kişinin kilo alması kolaylaşır, kilo kontrolü sağlaması ise zorlaşır. Tiroid hormonlarının yetersiz salınımıyla yakılması gereken enerjinin altında bir enerji yakılır. Enerjinin yakılamamasıyla birlikte kilo alımı kolaylaşır. Hipotiroid hastalarının günlük kalori miktarına dikkat etmeleri büyük önem taşımaktadır. Çünkü tiroid hastası olmadan önceki kaloriyi yakamayacaklarından mutlaka kalori kontrolü yapmaları gerekmektedir. Tiroid…

VEJETARYEN BESLENENLER İÇİN ÖNERİLER VE MERAK EDİLENLER

VEJETARYEN BESLENENLER İÇİN ÖNERİLER VE MERAK EDİLENLER 1. Tüm besin öğelerini vücudunuza alabilmek için besin çeşitliliğini sağlayınız. 2. Et yerini geçen yumurta, kuru baklagiller ve soya, kabuklu meyveler, yağlı tohumlardan yeterince tüketiniz. 3. Ana öğünlerde esas yemek olarak kuru baklagil veya yumurtalı bir yemek bulundurunuz. 4. Hiçbir hayvansal besini yemiyorsanız süt-yoğurt yerine soya sütü; peynir, yumurta yerine soyadan yapılmış “soya eti veya soya kuşbaşısı” gibi yiyecekleri tüketiniz. Bu durumda da B12 vitamini ve kalsiyum alımınıza daha fazla dikkat etmelisiniz. 5. Balık tüketmeyen bir vejetaryenseniz diyetinize mutlaka kuru baklagilleri ve sert kabuklu meyveleri ekleyiniz. 6. Balık tüketmediğinizde günde 2 porsiyon omega-3 yağları içeren besinleri tüketin. Bunların 1 porsiyon değerleri; bir yemek kaşığı (10 ml) kanola veya soya yağı; bir yemek kaşığı (10 ml) keten tohumu yağı; 1 yemek kaşığı (10 g) ezilmiş keten tohumu; 2 avuç (60 g) cevizdir. 7. Kabuklu sert meyveler ve yağlı tohumlar fazla miktarda yağ içerdiğinden önerilenden…

YAŞLILIKTA BESLENME

Ülkemizde yaşlı nüfusu her geçen gün artmaktadır. Ülkemizde 65 yaş ve üzeri yaşlı nüfusun önemli bir bölümü, yanlış beslenmeden kaynaklanan hastalıkların etkisi altında yaşamaktadır. Bu yaş grubunda en sık görülen şişmanlık, diyabet, kalp-damar hastalıkları, osteoporoz, felç, iskelet ve kas sistemi hastalıklarında bilinçsiz beslenme önemli bir rol oynamaktadır. Beslenme yaşamın her evresinde olduğu gibi yaşlılık döneminde de kişiye özeldir. Kişinin yaşı, boyu, kilosu, cinsiyeti, hastalıkları, kullandığı ilaçlar gibi pek çok faktör beslenme planını etkilemektedir. Yine de genel geçer bir kural vardır ki o da beslenmenin en hassas ve önemli olduğu dönemlerden biridir. Bu dönemde kemik ve kas sağlığının korunması için mümkünse hafif egzersizler (yürüyüş veya oturduğu yerde kasları hareket ettirme gibi) ile birlikte dengeli bir beslenme planı gereklidir. Kişi tüm besin gruplarından mutlaka tüketmelidir. Bunlar; süt ve süt ürünleri, tahıllar, et-yumurta-kurubaklagil, sebze-meyvelerdir. Bu yaş grubunda yaşanan bazı sıkıntılarda çiğneme ve yutma güçlükleri, gaz şikayetleri, sindirim sisteminde yaşanan rahatsızlıklar ve iştahsızlıktır. Bu…

LAKTOZ İNTOLERANSI VE BESLENME

LAKTOZ İNTOLERANSI VE BESLENME Laktoz intoleransı nedir? Laktoz intoleransı, karbohidrat mal absorbsiyon’un (emilim bozukluğu) bir şeklidir. Laktaz enziminin yetersizliği sonucunda oluşmaktadır. Bu enzim dondurma, yoğurt ve peynir gibi süt ürünlerinde bulunan süt şekeri yani laktozu parçalamaktadır. Laktaz ince bağırsakda bulunan bir enzimdir. Laktaz enzim eksikliğinde, ince bağırsakta laktozbirikir ve böylece gaz oluşumu artar. Laktaz azlığında veya yokluğunda parçalanması tamamlanamayan laktoz karında şişme, kramp, mide gazı, diyare gibi semptomlara neden olabilmektedir. Ayrıca laktoz intoleranslı çocuklarda daha ağır durumlarda su kaybı ve elektrolit düzensizlikleri meydana gelebilmektedir. Sebepleri nelerdir? Laktoz intoleransı ince bağırsakta yeterli seviyelerde laktaz enzimi üretilemediğinde ya da laktaz üretiminde doğuştan gelen bir bozukluk olduğunda ortaya çıkmaktadır. Laktaz enzimi anne sütü de dahil olmak üzere sütün sindirilmesi için gereklidir. Bu sorunun görüldüğü toplumların genelinde ise laktaz eksikliği doğal olarak zamanla gelişen bir durumdur. Çünkü ortalama 2 yaşından sonra, vücut; laktazı daha az üretmeye başlar. Örneğin beyaz ırkta ortalama 5 yaşından sonra…

HİPERTANSİYON VE BESLENME

Hiper (yüksek) tansiyon dünyada yaygın görülen önlenebilen hastalıklardandır. Bu hastalığın seyrini beslenmenizi düzenleyerek ve uygun gıdalar tüketerek yavaşlatabilir hatta etkilerini hissetmeyebilirsiniz bile. Peki hipertansiyonda bize dost olan besinler, vitamin ve mineraller nedir? Tansiyonu düşüren mucizevi bir yiyecek bulunmamaktadır. Ancak tansiyonu etkileyen vitamin mineralleri dengeli ve yeterli şekilde alırsanız tansiyon şikayetlerini azaltmayı başarabilirsiniz. Tansiyon hastalığında başrolde 3 mineral bulunmaktadır. Bunlar potasyum, magnezyum ve kalsiyumdur. Bu üç mineralin yetersiz ya da aşırı alınımı tansiyon hastalığına davetiye çıkartır.  Peki hipertansiyon hastasıysanız ve bu üç mineral hangi besinlerde var merak ediyorsanız incelemeye başlayalım… Potasyum; vücutta sıvı düzenlenmesi dahil olmak üzere pek çok önemli fonksiyonun yerine getirilebilmesi için önem taşır. Yapılan araştırmalar göstermektedir ki potasyumdan zengin beslenmek yüksek tansiyon hastaların da olumlu etki gösterir. Postasyumun zengin kaynakları; –          Süt                                               – Üzüm –          Yoğurt                              – Tavuk –          Kayısı                               – Balık –          Avakado                          -Ton balığı –          Muz                                  – Hindi –          Kavun                              – Havuç –          Hurma                              -Kereviz –         …

GEBEYİM, NASIL BESLENMELİYİM??

Gebeyim, Nasıl Beslenmeliyim? Anne adayları gebelik süresince daha bilinçli hareket etmelidir. Gebe kadının beslenmesi ile anne karnındaki bebeğin sağlığı arasında önemli bir ilişki bulunmaktadır. Anne karnındaki bebeğin bedensel ve zihinsel olarak büyümesi ve gelişmesi annenin gebeliği süresince yeterli ve dengeli beslenmesi ile mümkündür. İşte gebeler için beslenme önerileri; Gebelik diyabetinden korunmak için, şeker ve şekerli gıdaları nadir tüketmeye özen gösteriniz.Öğün atlamayınız. Asla çiğ et yememelisiniz Çay, kahve, kakao gibi kafeinli içecekler, mide bulantısı ve mide ekşimesine neden olabileceği için çok nadir tüketiniz. Midenizin boş kalmasını engellemek için; gün boyunca azar azar ve sık aralıklarla besin tüketmelisiniz. Günlük sıvı tüketiminizi artırınız. D vitamini kaynağı olan güneş ışınlarından yeterli düzeyde yararlanamama, anne kemiklerinden kalsiyum, fosfor çekilmesine, dolayısıyla kemiklerinin yumuşamasına ve kemik dokusunun bozulmasına neden olabilir. Düzenli fiziksel aktivite, barsak fonksiyonlarının normal olmasını sağlar. Yürüyüş, yüzme ve hafif egzersizler gebelik süresince yapılabilecek en iyi egzersizlerdir. Mide yanması olduğunda; asitli ve baharatlı besinlerden (domates,…

Kalsiyum Neden Önemli?

Kemikleri Korumak Günlük beslenmde yeterli kalsiyum almanın herkes için  hayati önemi vardır ama bunu özellikle diyet yaparken hiç aklımızdan çıkarmamalıyız. Kalsiyum güçlü kemiklerin oluşmasına ve korunmasına yardımcı olur. Aynı zamanda sinir fonksiyonları, kas kullanımı, kan pıhtılaşması, bağışıklık savunması ve kan basıncı ve kilo kontrolünde önemli rol oynar. Kemiklerimiz yirmili yaşların ortalarına kadar güçlenmeye devam eder, bu nedenle kalsiyum alımı çok önemlidir. Otuzların ortalarından itibaren kademeli olarak zayıflamaya başlar. Bununla beraber iyi kalsiyum alımı artı tenis, koşma, aerobik ve tempolu yürüyüş gibi ağırlığa dayalı egzersizler kemikleri güçlü kılar ve kemik kaybını en aza indirir. Kilo verirken kalsiyum alımınızın yüksek olmasını sağlayarak daha ilerki yaşlarda problemlerin çıkmasını önleyebilirsiniz. Kadınlar daha dikkatli olmalıdırlar ama erkeklerin de kemikleri vardır! GERÇEK: Her üç kadından biri ve her oniki erkekten biri kemiklerin hassaslaşıp daha kolay kırıldığı osteoporoz hastalığına yakalanırlar. Kadınlarda menapozdan sonra östrojen hormonunun eksikliği riski arttırır. Genelde osteoporoz ağrılı olmadığı için kemik kırılana kadar hastalığınızdan…

Hayatın Lezzeti Baharat!

Hoş kokuları, acılıkları, ekşilikleriyle  lezzet veren ve damak zevkini kamçılayan özelliklere sahip çeşitli bitkilerin tohumları, çiçekleri, yaprakları, ağaç kabukları, kökleri, meyveleri baharat olarak adlandırılır. Ülkemizde kullanılan baharatlar: Türkiye’de çoğunlukla kullanılan baharatlar arasında karabiber, kırmızı pul biber, nane, kekik, acı kırmızı toz biber, kimyon, sumak ve tarçın bulunmaktadır. Yapılan bir çalışmada Türk mutfağı yemeklerinde en çok kullanılan baharatın kırmızı toz biber olduğu, salata, çorba ve yemeklerde genellikle yaş ve kuru nanenin tüketildiği belirlenmiştir. Lezzet arttırmak için en çok karabiber, kırmızı pul biber, acı kırmızı toz biber ve nane; kokuyu güzelleştirmek için karanfil, tarçın, reyhan ve fesleğen; görünüşü güzelleştirmek için susam, çörek otu, hindistan cevizi kullandığı gözlemlenmiştir. Dünyada kullanılan baharatlar: Baharat Hindistan, Çin, Latin Amerika, İspanya, Kuzey Afrika, Ortadoğu ülkelerinde yoğun bir şekilde kullanılır. Baharatların dünya mutfaklarında çok önemli rolleri vardır. Çin’de beş baharat tozu, anason, zencefil vb, Latin Amerika’da çili tozu, Ortadoğuda sumak, zerdeçal, tarçın vb, Hindistan’da safran, garam masala, köri gibi birçok baharat özellikle…

Protein Haftası

Proteinler vücudumuzun temel yapıtaşlarıdır. Onlar olmasaydı hücrelerimiz tamir olmaz, yenilenmezdi. Ortalama 70 kg olan bir erkeğin vücudunda 11 kg protein bulunmaktadır. Neden proteine ihtiyacımız var? Protein vücudumuzda deri, eklemler, kan gibi birçok yerde kullanılır. Bağışıklık sisteminin de hastalıklarla savaşmak için proteine gereksinimi vardır. İnsülin gibi bazı hormonlar da proteinden oluşmuştur.Protein vücudumuzda depolanmaz, günlük tüketim zorunludur. Proteinle beslenmek aynı zamanda saç, deri, tırnaklar ve beyin fonksiyonlarını da sağlıklı kılar, atak olmayı sağlar. Spor yaptıktan sonra zarar gören kas dokusunu tamir etmek amacıyla 20-45 dakika sonra protein içeren bir yiyecek tüketilmelidir. Eğer yeterli protein tüketilmezse, kas dokuları zayıflayabilir. Fazla protein tüketimi ise karaciğer ve böbreklere ekstra yük bindirir ve idrar yoluyla vücuttan atılır. Proteinler nelerde bulunur? Proteinler et, balık, yumurta, süt ve süt ürünleri gibi hayvansal ürünlerde, tahıllar, baklagiller gibi bitkisel ürünlerde bulunur. Proteinler yiyeceklerde farklı miktarlarda bulunur. İşte bu nedenle yeterli miktarda ve farklı protein kaynaklarından tüketerek vücudumuza yarar sağlamalıyız. Ne…

Navigate