Haftanın Yazısı

BESLENME & MİKROBİYOTA

Bir bardak ayranın çok güzel eşlik edeceği bir keşfe çıkıyoruz. Keyifli okumalar… Size bağırsaklarımız içinde tüm yaşantımızı etkileyebilecek güçte bir dünya olduğunu söylesem…. “Mikrobiyota” adı verilen bu dünyada 400’den fazla bakterinin yaşadığı biliniyor. Toplam ağırlığı yaklaşık 1 kg’ı bulan bu bakteri içeriği sağlıklı bir sindirim sistemi oluşmasında büyük etki göstermektedir. Beslenme ve Mikrobiyota İlişkisi Mikrobiyotanın en önemli enerji kaynağı diyet ile alınan karbonhidratlardır. Yüksek yağlı beslenme bağırsak bütünlüğünün bozulmasına neden olur. Bu durum ise kan kolestrol seviyelerinin yükselmesine, obezite ve diyabet gibi metabolik hastalıkların artmasına neden olmaktadır. Yüksek proteinli diyet sonucu bağırsaklarda oluşan bazı metabolik ürünlerin ise kalp ve damar hastalıkları riskini arttırdığı bilinmektedir. Beslenmenin mikrobiyata üzerine etkisini incelemek üzere Avrupalı ve Afrikalı çocuklar üzerinde yapılan bir araştırmada Afrikalı çocukların mikrobiyotası Avrupalı çocuklara göre daha sağlıklı bulunmuştur. Afrikalı çocukların beslenme düzenlerinin daha fazla bitkisel kaynak ve posa içermesi bağırsaklarda zararlı bakteri ve maddeleri azaltırken, yararlı bakterilerin oranını arttırmıştır. Mikrobiyatadaki Faydalı…

KAHVE & KAFEIN

Aşağıdaki yazı yoğun kafein içerir, dilerseniz okumaya başlamadan bir fincan kahvenizi hazır ediniz, bizden söylemesi keyifli okumalar 🙂 …   Kafeinin keşfi, Etiyopyalı çobanların kahve çekirdeği yiyen koyunların bütün geceyi uyumadan geçirdiklerini fark etmeleri ve bunun nedenini merak etmelerine dayanmaktadır. 60 çeşit bitkide bulunan kafein, ismini en yoğun bulunduğu kahveden almıştır. Ne Kadar Kafein Tüketiyoruz? Yayınlanan veriler, kişi başı günlük kafein tüketiminin 200-400 mg olduğunu göstermektedir. Kafein alımının 400 mg’ın üzerinde olması tehlikeli alım olarak kabul edilmektedir. Çocukların genel kafein tüketimi yetişkinlerin ¼’ü kadardır.Kafeinin Etkileri nelerdir? Kafein, beyne giden ve beyinden gelen mesajları hızlandırarak uyarıcı etki yapar. Aynı zamanda solunum sisteminde uyarıcı, kalp atış hızı artırıcı ve hafif diüretik etki göstermektedir Araştırmalar orta düzey kafein tüketiminin zihin açıklığı ve konsantrasyonu geliştirdiğini, hafıza ve mantıklı düşünme üzerine olumlu etkisi olduğunu göstermiştir. Ayrıca kafein; bağırsakları yumuşatıcı, kas koordinasyonunu ve gücü artırıcı, daha fazla kalori yakmaya yardımcı ve akciğerlere giden solunum yollarını rahatlatıcı…

B12 Vitamini ve Önemi

Öncelikle B12 Vitamini nedir? B 12 vitamini sadece hayvansal gıdalarda bulunan suda eriyen mikroorganizmalar tarafından yapılan bir vitamindir. Suda çözünen diğer vitaminlerin aksine B 12 vitamini karaciğer, böbrek ve diğer dokularda depolanabilmektedir. B12 vitamini vücutta depolanan tek B grubu vitaminidir. Vücutta sentezlenemediği için besinlerle alınmak durumundadır. B12 vitamininin ana kaynağı hayvansal gıdalardır. B12 vitamininin en önemli işlevi folik asitle beraber hücre bölünmesi ve çoğalması için gerekli olan DNA sentezini sağlamaktır. B12 Yetersizliği Hangi Durumlarda Yaşanır? Yeterli ve dengeli beslenilmediğinde, sindirim sisteminde emilim sorunları olduğunda, yanlış diyet veya vejetaryen beslenme durumlarında, pankreas yetersizliklerinde, karaciğer ve böbrek rahatsızlıklarında, yaş ilerledikçe mide salgısının azalmasıyla B12 vitamini eksikliği gözlenebilir. Ayrıca aşırı C vitamini alımı, alkolün fazla tüketilmesi, protein, folik asit ve A vitaminin yetersiz alınması besinlerle alınan B12’den vücudun faydalanabilme oranını düşürmektedir. Görüldüğü üzere besin öğelerinin yeterli ve ölçülü alınması bir başka besin öğesinin işlevini etkileyebilmektedir. Vitamin ve minerallerin bir tanesinin tek başına yeterli…

DEMİR EKSİKLİĞİ OLAN KİŞİLER NASIL BESLENMELİDİR?

DEMİR EKSİKLİĞİ OLAN KİŞİLER NASIL BESLENMELİDİR?

Demir eksikliği Türkiye’de çok yaygın görülen bir hastalıktır. Demir vücudumuz için önemli bir mineraldir. Demir vücutta üretilemeyen bir mineraldir ve bu nedenle besinler yoluyla yeterli miktarda alınması gereklidir. Özellikle bazı dönemlerde ve riskli gruplarda demir alımı takip edilmelidir. Çünkü özel durumlarda demir miktarı azalabilir.

Omega 3 Yağ Asidi

Yağlar, vücudumuzun ihtiyaç duyduğu temel besin gruplarından birisidir. Ayrıca günlük enerji ihtiyacı için olan enerjiyi, besin grupları içinde en fazla yağlardan elde etmekteyiz. Yağların birçok çeşidi ve çeşidine göre farklı faydaları var. Yağlar grup olarak en başta doymuş ve doymamış olarak 2 gruba ayrılmaktadır. Son zamanlarda en çok konuşulan yağlardan biri de balık yağı yani omega-3 yağ asididir. Peki popüleritesi yüksek omega-3 nedir? Faydaları var mıdır? Diyetteki kullanım yeri nedir?

ALZHEİMER VE DEMANS HASTALIKLARINDA BESLENME

Günümüzün brainen popüler ve maalesef ki en korkutucu hastalıklarından bunama(demans) ve Alzheimer. Bunama ya da demans, günlük yaşamın her zamanki gibi sürdürülmesini engelleyen ilerleyici, kronik bir beyin hastalığıdır. Alman doktor Alzheimer tarafından ilk kez bir kadın hastasında teşhis edilen bu hastalığın 1906 yılından beri bilinmesine rağmen hala çaresi bulunamadı.

“Bunama”nın en sık sebebi olan Alzheimer, gelişen tıbbın yeni tedavi olanaklarına karşın 21. yüzyılın en önemli halk sağlığı sorunlarından biri haline geldi. Bugün yaşlılarda kalp hastalıkları, kanser ve inmeden sonra en sık karşılaşılan dördüncü hastalık olan Alzheimer, en yüksek maliyetli hastalıklar sıralamasında ise kalp hastalıkları ve kanserden sonra üçüncü sırada geliyor. 85 yaşın üzerinde ise her üç kişiden birinde Alzheimer hastalığına rastlanıyor. Ailesinde Alzheimer’li bulunanlarda hastalığın ortaya çıkma riski, diğer kişilere göre biraz daha yüksek. Ancak bu da Alzheimerli akrabası olan herkesin mutlaka bu hastalığa yakalanacağı anlamına gelmiyor.

EMZİRME DÖNEMİNDE BESLENME NASIL OLMALIDIR?

Emzirme dönemi anne ve bebek için en özel dönemdir. Bu dönemde annenin beslenmesi, psikolojik rahatlığı ve çevresel etmenler büyük önem taşımaktadır. Emzirme döneminde annenin salgıladığı süt, aldığı besinlerin bir ürünüdür. Süt salgısı için gerekli besinler annenin kendi gereksinmesine ek sayılmalıdır. Annenin günlük ihtiyacına ek olarak süt üretimi içinde enerjiye yani besine ihtiyacı vardır. Bu hassas dönemde annenin beslenme düzeniyle birlikte mutluluğu ve huzurlu ortamda bulunması en önemli noktalardandır. Emzirme süreci gibi özel bir süreçte anne, kendini huzurlu hissettiği ortamda doğru ve bilinçli planlanmış bir diyetle sağlıklı bir şekilde bebeğini besleyebilir. Yeni doğan bebeğin beslenmesi için annenin salgıladığı sütün enerjisi ve besin öğeleri, annenin yedikleri ile annenin kendi vücudundaki depolardan sağlanmaktadır. Emziren bir annenin beslenmesindeki amaç, kendi fizyolojik gereksinmelerini karşılayarak, vücudundaki besin yedeğini dengede tutmak ve salgılanan sütün gerektirdiği enerji ve besin öğelerini karşılamaktadır. Emzirme döneminde anne, gebelik döneminde de olduğu gibi bir depo görevi görür. Annenin depoları ne kadar dolu…

GÜNÜMÜZÜN POPÜLER İÇECEKLERİ – BİTKİSEL SÜTLER VE FAYDALARI

GÜNÜMÜZÜN POPÜLER İÇEÇEKLERİNDEN BİTKİSEL SÜTLER Bitkisel sütlerin popülaritesi artmaktadır. Vejetaryen ve vegan beslenme tarzının toplumda daha çok yer etmesi, hayvansal süt ürünlerin1 –        Badem sütü –        Fındık sütü –        Pirinç sütü –        Hindistan cevizi sütü Soya Sütü: Çok sık kullanılan bir soya ürünü olan soya sütü, soya fasulyesinin ıslatılması, öğütülmesi ve süzülmesi ile elde edilir. Soya sütünün en iyi yanı laktoz intoleransı olan kişilere bir alternatif sunuyor olmasıdır. Vejetaryenler ve veganlar gibi inek sütünden kaçınanlar için mükemmel bir bitkisel alternatiftir. Besin değerine gelince bir bardak soya sütü yaklaşık 7 gram protein, 4 gram karbonhidrat, 4.5 gram yağ ve 0 kolesterol içerir. Az miktarda B vitamini içerir ancak B12 vitamininin iyi bir kaynağı değildir ve yeterli kalsiyumu yeterince karşılayamaz. Bu eksiklikler ile başa çıkmak için üreticiler soya sütünün katkı maddeleri içeren versiyonlarını üretmişlerdir. Bunlar arasında kalsiyum, E, B12 ve D vitaminleri de vardır. Soya sütünün bir başka faydalı…

YENİ BİR BESİN OLARAK KİNOA

08Kinoa ülkemizde yeni gündeme gelen bir besin olsa da aslında hikayesi çok eskilere dayanmaktadır. Güney Amerika’da yetişen kinoa İnka medeniyetinde “tahıl ana” olarak adlandırılmıştır. Bu ürün İnka medeniyetinde o kadar değerliydi ki her yıl ilk hasadı imparator yapmaktaydı. Yetiştiği bölgeye göre siyah, kırmızı, pembe, sarı, mor, yeşil ya da turuncu olabilmektedir. Bulgur ve pirincin alternatifi olabilecek bir tahıl olan kinoanın protein oranı yüksektir. Kinoanın 100 gramında 372 kalori ve yaklaşık 13 gram protein ve 6 gram lif bulunmaktadır. Lif oranı çok yüksek ve glisemik indeksi düşük olan bu besini diyabet (şeker) hastaları rahatlıkla tüketebilir. Aynı zamanda gluten içermediği için glutensiz beslenen kişiler ve çölyak hastaları için alternatif bir besindir. Kinoa ağırlık kontrol programlarında da kullanılmaya başlanmıştır ve MFB mutfağında da farklı tariflerde yer almaktadır. Pişme süresi 15 dakikadır ve pek çok farklı şekilde tüketilebilir. Salatalarınıza ekleyebilir, ara öğünlerde yoğurdunuza katabilir, sebze yemeklerine pirinç yerine koyabilir, köfte yapabilir veya sabah kahvaltılarınızda…

SADECE SIVI İLE BESLENMEK VE KİLO KAYBI

SIVI İLE BESLENMEK KİLO KAYBINDA ETKİLİ Mİ? Günümüzde yaygınlaşmakta olan ve denenme oranının ciddi oranda arttığı bir beslenme şekli olarak sıvı beslenme gündem de yerini almış durumda. Özellikle sosyal medyanın, tanı uml;rünleri kilo vermek için doğru yöntem olarak kullanmalı mıyız? Sıvı kaloriler lif içermedikleri için  çiğnenerek elde edilen kaloriler gibi mideyi doldurmamaktadır. Ve bununla birlikte oluşan açlık hissini aynı derece tatmin etmemektedir. Sıvı beslenme şeklinde anlık olarak yüksek oranda şişlik ya da tokluk hissedilebilir ancak çiğneme fonksiyonu beyinin doyma bölgesiyle yakında ilişki halindedir. Çiğnedikçe tok hissetme oranı tetiklenmekte ve tokluk sağlamak biyokimyasal açıdan da desteklenmektedir. Sıvı tüketerek beslenme şekli oluşturmak uzun süre dayanılabilecek bir durum değilken aynı zamanda vücut fonksiyonları ve sağlığı açısından da uzmanlar tarafından tavsiye edilmemektedir. Popüler olan sebze meyvelerini hiç mi tüketmemeliyiz? Tabi ki hayır. Bu ürünleri kendimize özelleşmiş ve bilinçli bir şekilde tüketebiliriz. Bu tarz sıvı beslenme programları kısa dönemli olarak ( max 1 gün boyunca)…

ÇOCUKLUKTA OBEZİTE

ÇOCUĞUNUZ OBEZ OLMASIN! Obez bir çocuk çevresine sevimli ve hatta daha sağlıklı gelebilir. Toplumumuzda maalesef ki zayıf görünümlü çocuklar yetersiz besleniyor ya da gelişemiyormuş gibi düşünülmektedir. Gelişen teknoloji ve bilgi yayılmasıyla bu tabu yıkılmaya başlanmıştır ancak hala bireylerin büyük çoğunluğu çocuk beslenmesi ve gelişimi konusun da yeterli ve doğru bilgiye sahip değildir. Çocuk beslenmesinde en önemli noktalardan biri çocuğun kilosunun dışında boy uzunluğunun olması gereken aralıkta olmasıdır. Boy uzunluğu sağlıklı aralıklarda olan çocuk zayıf bir görünüme sahip olabilir. Zayıf görünümü çocuğun sağlıksız olduğu, yetersiz beslendiği anlamına gelmemektedir. Yaşının gerektirdiği besin öğelerini günlük olarak yeterli miktarda alan bir çocuk aşırı zayıf değilse sağlıklı tanımlanabilir. Obez çocuklar sevimli görünmelerine rağmen bu durum aslında onun ilerideki yaşamında önemli pek çok problemin hazırlayıcısı ve başlatıcısı olacaktır. Maalesef ki fazla kilolu gençlerin % 80 i geleceğin şişman yetişkinleridir. Ve çocukluk döneminde fazla kilolu seyreden çocuklar ya da bebekler gelecekte bu risk altındadır. Yapılan bir araştırmada,…

HERKES KİLO VERMEK İSTER- PEKİ YA KAS KAYBEDİYORSANIZ?

HERKES KİLO VERMEK İSTER PEKİ YA KASDAN KAYBEDİYORSANIZ? Diyette en çok görülen ve hatta en çok yapılan hataların başında gelmektedir diyebiliriz kas kaybı için… Kas kitlesinden kayıp vücut için tamiri zor ve zaman alan bir sürece girildiğinin göstergesidir maalesef ki.  Hızlı kilo kayıpları kas kitlenizden kaybettiğiniz anlamına gelmektedir. Çünkü vücudun doğal ve sağlıklı süreçte verebileceği kiloların bir süresi ve düzeni vardır. Şok diyetler doğal süreci ve doğal akışı bozmaktadır. ‘’Ay bir haftada 4 kilo verdim ‘’ ile başlayan ve devam eden cümlelerde maalesef ki kas kayıpları söz konusudur. Kişinin aşırı obez olduğu durumlarda bile böyle kilo kayıpları sağlıklı olmamaktadır. Hızlı kilo vermek adına yapılan yanlış diyetler vücutta toparlanması zor olan sonuçlara neden olabilir. Sağlıklı kilo vermede unutulmaması gereken ilk şey süreç uzasa da kiloları dengeli ve programlı bir şekilde yüksek oranda yağdan kaybederek kilo vermek olmalıdır. Hatalı diyetlerde kişi kas kaybını yüksek oranda yaşar ve hatta yanlış diyet ve yanlış…

SPOR ÖNCESİ VE SONRASI- NE YEMELİYİM, NE YEMEMELİYİM?

SPOR ÖNCESİ VE SONRASINDA NE YEMELİ NE YEMEMELİYİM? Spor yapan kişilerin akıllarında çoğu zaman bir yemek karmaşası söz konusudur! Spordan sonra sağlıklı şeyler yedim ama kaloriyi mi kaçırdım yoksa porsiyonu mu? Yediğim yemek yaptığım spora uygun ve yeterli miydi? Spordan sonra hiçbir şey yemeyerek daha hızlı kilo verir miyim gibi sorular çoğu kişinin kafasını karıştırmaktadır. Sporcuların enerji ve besin öğeleri gereksinimleri yaş, cinsiyet ve spor dalları açısından farklılık göstermekle birlikte, temel beslenme kuralları tüm sporcular için benzerdir. Spor yapan kişi beslenmesine  özellikle dikkat etmek durumundadır. Çünkü yeterli ve iyi gıdayı almaz ise sadece sağlıksız bir şekilde besleniyor olmayacaktır. Spor yapan kişi beslenmesine dikkat etmediğinde ve sağlıklı sınırlara uymadığında kas kütlesinden kayıplarla karşılaşabilir ve bu durum da hem metabolizma dengesinin bozulmasına hem de  daha kolay sakatlanmaya neden olabilir. Spor yapan kişinin bazal metabolizma hızını ve sporla yaktığı enerjiyi yaklaşık olarak bilmesi önem taşır. Çünkü günlük ihtiyaçlar karşılanırken yani beslenme düzeni oluşturulurken…

AZ YEMENİN METABOLİZMAYA ZARARLARI

AZ YEMEK VE METABOLİZMA İLİŞKİSİ Az yemek yemek zayıflamaya destek midir? Az yiyerek kalori alımını azaltarak tabi ki de zayıflamak mümkün. Standart bir yaşam şekliniz varsa yani spor yapmıyor, gün içersinde normal hareket seviyesine sahipseniz, bazal metabolizma hızının biraz altında kaloriyle kilo vermeniz mümkün olacaktır. Az yemek yemek nasıl katagorilendirilmeli? Sağlıklı ve dengeli az yemek mi yiyorsunuz yoksa hiçbir dengeleme yapmadan ve besin öğelerinin yeterliliğinden emin olmadan mı az yiyorsunuz? Bu ikisinin arasında sağlık boyutunda büyük fark bulunmaktadır. Az yemek yemek sağlık açısından sorun oluşturmaktadır diyemeyiz. Çünkü en başta azlığın kime, hangi metabolizmaya, hangi hastalığı olan kişiye, fiziksel ve biyolojik özelliklerine göre değişmekte olduğunu unutmamalıyız. Azlık miktarı da diyette olduğu gibi kişiye özeldir. Bir bünye için önerilen yemek çok gelebilirken diğer bünye için aç kalma sebebi bile olabilir. Burada kişinin yaşam şekli, fiziksel aktivitesi, yaş ve hastalık durumu gibi kriterler belirleyici rol oynamaktadır. Genellikle ve özellikle bayanlarda görülen bir tablo…

RAMAZANDA BESLENME

Ramazan’da kaç öğün beslenilmeli? Ramazan ayında 6 öğün tüketmek zor olabilir ama en az 4 öğün tüketmeye özen gösterilmelidir. İftar ve sahuru ana iki öğün olarak alarak, aralarda 2 ara öğün daha tüketilmelidir. Bu hem gün içinde daha az acıkmanıza hem de ana öğünler olan iftar ve sahurda aşırı yemek yemenizi önleyecektir. İftara ara verin; İftar sofrasına oturduğunuzda, orucunuzu açtıktan sonra 1 kâse çorba, büyük bir salata ve 1 su bardağı yoğurt gibi bir başlangıç yapın ve iftara ara verin. Sofradan kalkıp biraz hareket etmeniz sizin için iyi olacaktır. 15-20 dakika ara verdikten sonra tekrar iftar sofrasına dönün ve diğer yemekleri ölçülü bir şekilde tüketin. Bu vereceğiniz aradan sonra sofraya döndüğünüzde ilk baştaki kadar aç hissetmeyeceksiniz ve aşırı tüketimden kaçınmış olacaksınız. Ayrıca iftarı tek seferde değil ikiye bölerek tüketmek hazım sorunlarınıza da iyi gelecektir. İftardan sonra 2 ara öğün tüketin! İftar sofrasından kalktıktan yaklaşık 1-2 saat sonra…

YEME BOZUKLUKLARINA GENEL BİR BAKIŞ

Yeme Bozukluğu Ne Demektir? Yeme bozukluğu genel anlamda nitelendirildiğinde sağlıklı beslenme çerçevesinin dışında beslenme olarak tanımlandırılabilir. Günümüzde görülen yeme bozuklukları arasında anoreksiya nervoza, bulimia nervoza ve atipik yeme bozukluğu (kontrolsüz yeme ve binge-eating disorder) olmak üzere 3 rahatsızlık bulunmaktadır. Yeme bozuklukları yüksek sosyo – ekonomik düzeydeki ailelerde görülmektedir. Kişilerin şişmanlıktan korkması, genç kızlarda mankenlere özenti, erkeklerde vücut geliştirme sporu yapmış kişilere ilgi duymak ve kaslı bir vücut için yanlış diyet uygulamak ya da yanlış spor antrenmanı yapmak, gelişim sorunları, psikolojik etmenler nedenler arasındadır. Yeme bozuklukları, yediğinden suçluluk duyarak kusma, tiksinme hissi yaşayarak yememe veya bir daha yiyemeyecekmiş gibi aşırı yemeden dolayı ortaya çıkmaktadır. Dünya üzerinde oran olarak inceleme yapıldığında daha çok genç kızlarda görülmekle birlikte aktör, manken, hostes ve dansöz gibi dış görüntüsü ön planda olan mesleklerde de ve son zamanlarda erkeklerde de görülebilmektedir. Yeme bozukluğu olan kişilerde homoseksüellik, aseksüellik, depresyon, anksiyete, kişilik bozuklukları ya da uyuşturucu madde kullanımı daha…

ÖDEM VE ÖDEMDEN KURTULMANIN YOLLARI

Tam zayıflamaya başladığınız dönemde vücudunuzdaki sıvı miktarı artar ve aslında kilo verirken veremediğinizi zanneder, motivasyon düşüklüğü yaşayabilirsiniz. Diyeti bırakmanın en yaygın nedenleri arasında da motivasyon düşüklüğü vardır. En belirgin özellikleri el ve ayaklarda olur, yüzükleriniz olmuyor, ayakkabılarınız sıkıyor ise ödeminiz var demektir. Bunun dışında yağ-kas oranı ölçen tartılar da size ödeminiz olup olmadığını gösterebilmektedir. Ödem nasıl atılır? Vücudunuzun ödem tuttuğunu düşünüyorsanız bundan arınmanın çok kolay ve doğal yolları mevcuttur; · Bol su tüketin; bilinen aksine su tüketimi vücuttaki su oranını arttırmaz aksine ödemin sökülmesine yardımcı olur. Eğer ödeminiz var ise günde 3 litre su tüketmeye özen göstermelisiniz. · Tuz tüketimini azaltın; tuzun fazla alınması vücuttaki suyun tutulmasına neden olur. Tuz tüketimini azaltarak bunu önleyebilirsiniz. · Light yoğurt (özellikle probiyotik özellikleri olanları) tüketin; her sabah kahvaltıda 1 kase light yoğurt tüketerek vücudunuzdaki ödemi azaltabilirsiniz. · Nar, kivi ve ananas tüketin; bu 2 meyve en kuvvetli ödem…

DIŞ GÖRÜNÜŞÜ NORMAL OLAN BİR OBEZ OLABİLİR MİSİNİZ?

DIŞ GÖRÜNÜŞÜ NORMAL OLAN BİR OBEZ OLABİLİR MİSİNİZ? Dünya Sağlık Örgütü tarafından obezite, sağlığı bozacak ölçüde vücutta aşırı yağ birikmesi olarak tanımlanmıştır. Dışarıdan bakıldığında normal ya da orta kiloda görünen bayan ya da erkek yağ ölçümü sonuçlarına göre değerlendirildiğinde obezite kriterlerine uygun olabilir. Bir kişinin obez olması için aşırı kilolu görüntüye sahip olması gerekmemektedir. Hatta günümüzde sağlıklı görünen çoğu kişi, yağ oranı yüksekliğine bağlı olarak gizli obez dediğimiz statüde yer alabiliyor. Bu durum göz önünde bulundurulduğu zaman bireylerin sağlıklı beslenme konusunda çok daha dikkatli ve bilinçli olmaları gerektiği ortaya çıkmaktadır. Günlük alınan enerjinin harcanan enerjiden fazla olması durumunda, harcanamayan enerji vücutta yağ olarak depolanmakta ve obezite oluşumunu tetiklemektedir. Alınan enerjinin harcanan enerjiden yüksek olması obezite için büyük risk faktörüdür. Günlük olarak kalori dengelemesi yapılmasının yanı sıra, günlük alınan yağ miktarının dengelenmesi, sağlıklı yağların yeterince tüketilmesi obezite riskleri açısından büyük önem taşımaktadır. Alınan enerjinin büyük miktarı trans yağlar, katı yağlar ve…

BAHAR YORGUNLUĞU

Eğer sorun sadece mevsim geçişinden kaynaklanan bir bahar yorgunluğu ise basit değişiklikler ile kolaylıkla atlatabilirsiniz. Altın kurallardan birincisi beslenmedir. Kış aylarından çıkarken B ve C vitaminleri, çinko, potasyum içeren besinleri tüketmek gerekmektedir. Bu dönemde temel enerji kaynağımız olan karbonhidratı doğru oranda aldığımızdan emin olmalıyız. Enerji ihtiyacının karşılanabilmesi için günlük beslenmemizin %50-60’ı karbonhidrat olmalıdır. Burada karbonhidratları tercih ederken tam tahıllı ürünler, meyve ve sebzeler tercih edilmelidir. Protein vücudumuzun dokularının temel yapı taşı olduğu için yeterli oranda protein alınmalıdır. Yumurta vücutta %100 kullanılabilen proteindir. Bu neden ile ihmal edilmemelidir. Bahar yorgunluğu için ideal olan besinler; · Tam tahıllılar; tam buğday, çavdar, yulaf · Kuruyemişler; ceviz, fındık, badem · Kuşkonmaz · Mantar · Ananas · Avokado · Nar · Muz · Kefir’dir. Geçiş döneminde bu besinlere diyetinizde yer vermeniz sizi daha iyi hissettirecektir. Beslenmenin yanı sıra dikkat edilmesi gereken en önemli hususlardan biri de su tüketimidir. Vücudun…

TİROİD VE BESLENME

Tiroid bezi,  boynun ön kısmında bulunan kelebek şeklinde küçük bir iç salgı bezidir. Vücutta enerji kullanımını düzenleyen hormonları üretmekle görevlidir ve kilo korunmasıyla doğrudan alakalı bir bezdir. Tiroid hormonları hücrelerde kullanılan oksijen miktarını, üretilen protein miktarını ayarlamakla birlikte, diğer hormonlara nasıl cevap verileceğinin belirler. Böylece tiroid bezi organların performansını etkileyen bir yapıdadır demek doğru olacaktır. Tiroid bezinin olması gerektiği gibi çalışmadığı durumlarda tiroid sorunlarından bahsedilebilir. Eğer tiroid bezi az çalışıyorsa, yani normalin altında hormon üretimi varsa bunun adı hipotiroidizmdir. Eğer tiroid bezi fazla çalışıyorsa, normalin üzerinde hormon üretiyorsa bu durum hipertiroidizmdir. Hipotiroidizm; hormanların değişen seviyesiyle birlikte metabolizma yavaşlaması görülmektedir. Bu sebepten dolayı kişinin kilo alması kolaylaşır, kilo kontrolü sağlaması ise zorlaşır. Tiroid hormonlarının yetersiz salınımıyla yakılması gereken enerjinin altında bir enerji yakılır. Enerjinin yakılamamasıyla birlikte kilo alımı kolaylaşır. Hipotiroid hastalarının günlük kalori miktarına dikkat etmeleri büyük önem taşımaktadır. Çünkü tiroid hastası olmadan önceki kaloriyi yakamayacaklarından mutlaka kalori kontrolü yapmaları gerekmektedir. Tiroid…

GIDA GÜVENLİĞİ VE KALİTESİ

Bizim için vazgeçilmez ön koşul olan bu özelliklerden taviz vermemek ve tedarikten üretime, üretimden teslimata kadar her aşamanın kontrol ve denetimimiz altında gerçekleşmesini sürekli kılmak için ISO 22000:2005 Gıda Güvenliği Yönetim Sertifikasına başvurduk. Aynı zamanda siz değerli müşterilerimizin yıllardan beri MFB’ye duyduğunuz haklı güveni bu önemli sertifikayla belgelemek istedik. ISO 22000:2005 uluslararası bir standarttır ve yiyecek, içecek sunumu (catering) ve paketleme firmaları da dahil “tarladan sofraya” gıda zincirindeki tüm kuruluşları kapsayan bir “Gıda Güvenliği Yönetim Sisteminin” şartlarını tanımlar. ISO 22000 belgesi, gıda endüstrisi uzmanları tarafından geliştirilmiş olan uluslararası bir standarttır. ISO 22000 belgesi alabilmek için yemek üretimi, dağıtımı yapan şirketlerin uluslararası kalite ve güvenlik kriterlerine uyması gerekmektedir. Bu nedenle ancak bu standartları karşılayabilen şirketler bu belgeyi alabilirler. Zaten bu yüksek standartlara uygun üretim yapmakta olduğumuzdan kısa süre içerisinde sertifikamızı aldık ve sektörümüzde önderliğimizi devam ettirirken standartları yükselterek bir ilki gerçekleştirdik, gururluyuz. Sektörümüzde bu sertifikaya sahip ilk ve tek firma olmanın gururu…

GIDA GÜVENLİĞİ VE KALİTESİ

Bizim için vazgeçilmez ön koşul olan bu özelliklerden taviz vermemek ve tedarikten üretime, üretimden teslimata kadar her aşamanın kontrol ve denetimimiz altında gerçekleşmesini sürekli kılmak için ISO 22000:2005 Gıda Güvenliği Yönetim Sertifikasına başvurduk. Aynı zamanda siz değerli müşterilerimizin yıllardan beri MFB’ye duyduğunuz haklı güveni bu önemli sertifikayla belgelemek istedik. ISO 22000:2005 uluslararası bir standarttır ve yiyecek, içecek sunumu (catering) ve paketleme firmaları da dahil “tarladan sofraya” gıda zincirindeki tüm kuruluşları kapsayan bir “Gıda Güvenliği Yönetim Sisteminin” şartlarını tanımlar. ISO 22000 belgesi, gıda endüstrisi uzmanları tarafından geliştirilmiş olan uluslararası bir standarttır. ISO 22000 belgesi alabilmek için yemek üretimi, dağıtımı yapan şirketlerin uluslararası kalite ve güvenlik kriterlerine uyması gerekmektedir. Bu nedenle ancak bu standartları karşılayabilen şirketler bu belgeyi alabilirler. Zaten bu yüksek standartlara uygun üretim yapmakta olduğumuzdan kısa süre içerisinde sertifikamızı aldık ve sektörümüzde önderliğimizi devam ettirirken standartları yükselterek bir ilki gerçekleştirdik, gururluyuz. Sektörümüzde bu sertifikaya sahip ilk ve tek firma olmanın gururu…

ATIŞTIRIN!! AMA SAĞLIKLI OLANLARI

Atıştırın! Ama Sağlıklı Olanları Atıştırmalıklar gün içersinde düşen enerjimizi yerine getirmek için idealdir. Çalışırken yada evdeyken ana öğünler arasında ki zamanda, sağlıklı atıştırmalıklarla açlığımızı bastırabiliriz. Böylece hem ana öğünde çok yemeyi engelleriz hem de vücudumuza yararlı vitamin-mineral ve yağları almış oluruz. İşte sağlıklı atıştırmalıklar ve MFB yemek sistemine göre Body Puanları, 1-      3 tam  ½  ceviz                                                                0.5 BP 3 kuru kayısı                                                                             0.5 BP 2-      1 tane kepekli galeta yada 3tane kepekli grisini      0.5 BP 1 kibrit kutusu az yağlı peynir (30 gr)                                   1.0 BP 3-      200 ml light süt      …

Navigate