ALZHEİMER VE DEMANS HASTALIKLARINDA BESLENME

Günümüzün brainen popüler ve maalesef ki en korkutucu hastalıklarından bunama(demans) ve Alzheimer. Bunama ya da demans, günlük yaşamın her zamanki gibi sürdürülmesini engelleyen ilerleyici, kronik bir beyin hastalığıdır. Alman doktor Alzheimer tarafından ilk kez bir kadın hastasında teşhis edilen bu hastalığın 1906 yılından beri bilinmesine rağmen hala çaresi bulunamadı.

“Bunama”nın en sık sebebi olan Alzheimer, gelişen tıbbın yeni tedavi olanaklarına karşın 21. yüzyılın en önemli halk sağlığı sorunlarından biri haline geldi. Bugün yaşlılarda kalp hastalıkları, kanser ve inmeden sonra en sık karşılaşılan dördüncü hastalık olan Alzheimer, en yüksek maliyetli hastalıklar sıralamasında ise kalp hastalıkları ve kanserden sonra üçüncü sırada geliyor. 85 yaşın üzerinde ise her üç kişiden birinde Alzheimer hastalığına rastlanıyor. Ailesinde Alzheimer’li bulunanlarda hastalığın ortaya çıkma riski, diğer kişilere göre biraz daha yüksek. Ancak bu da Alzheimerli akrabası olan herkesin mutlaka bu hastalığa yakalanacağı anlamına gelmiyor.

Birçok hastalıkta olduğu gibi beslenme de bu noktada büyük önem taşımaktadır. Beslenme bütün hastalıklarla doğrudan dolaylı olarak ilişki içersindedir. Beyin hastalıklarının alt yapısını beslenme ile ilişkilendirdiğimizde bu hastalık risklerini azaltmak için sürekli yeterli ve dengeli beslenmenin şart olduğunu görüyoruz. Bu tarz beyin hastalıkları için önemli olan vitamin mineralleri yaşamın her döneminde yeterli ve dengeli almak büyük önem taşımaktadır. Hastalığa yakalanma riskini düşürürken hastalık seyrini de etkilemektedir.

Doğru beslenme, sadece fiziksel değil ruhsal sağlığımızı da etkileyen bir faktördür. Ağırlaşan yaşam şartlarıyla göğüslenmesi gereken sorunların artışı hepimizi daha dalgın hale getirirken, kalıtımsal bir hastalık olmasının yanında çevresel faktörlerden de etkilenen Alzheimer hiç olmadığı kadar sık görülmeye başladı. Beslenmeyse, bu durumun önlenmesinde önemli bir nokta teşkil etmektedir.
Yapılan araştırmalar bu tarz hastalıklarda balığın önemini bir kez daha göstermektedir. Balıkta bulunan omega-3 yağ asidinin, beynin yaşlanmasını yavaşlattığı ve ilerleyen yaşlardaki kavrama, idrak etme ve zeka seviyelerine katkıları olduğunu gösteriyor. Aynı araştırmada, beslenmesinde yağlı balıklara yer veren veya balık yağı alan kişilerin zeka testlerinde %13 daha yüksek puan aldığı ve Alzheimer hastalığının oluşma olasılığının da daha düşük olduğu tespit edilmiştir. Tüm balıklarda bulunan bu yağ asidi, somon, sardalye, uskumru, ton balığı, palamut, lüfer, hamsi gibi balıklarda daha zengin miktarda bulunmakta. Yapılan bazı araştırmalarsa, doymamış yağların, vitamin ve minerallerin eksik alınmasına yol açtığı için fast food tarzı beslenmenin, depresyon, Alzheimer ve şizofreni gibi hastalıklara neden olduğunu savunmaktadır.
Bir diğer dikkat çekici nokta ise çoğumuzun aklına gelmeyen bir yerden. Yemlerde kullanılan katkı maddeleri ve tarım ilaçlarının, hayvan organizmasında değişikliğe yol açmasıyla insanların, omega 6 adlı yağ asidini, omega 3’ten çok daha fazla tüketir hale geldiği ve bu dengesizliğe vitamin ve mineral eksikliği de eklenince, depresyon ve hafıza sorunlarının ortaya çıktığı düşünülüyor.

Alzheimer ve Demans’ta Beslenme Nasıl Olmalıdır?
Alzheimer ve diğer mental hastalıkların önlenmesi ve gelişimin ilerlemesinde en önemli noktalardan biri olan vitamin ve minerallerden eksiklikleri ortadan kaldırılmalıdır. Özellikle, nörolojik yetersizliklere neden olduğu bilinen ve yaşlılarda sıklıkla karşılaşılan bir durum olan vitamin B12 yetersizliği mutlaka giderilmelidir.

Antioksidan vitaminlerin de Alzheimer hastalığının engellenmesinde olumlu etkileri olduğu düşünülmektedir. Fındık, ceviz gibi kabuklu yemişlerde antioksidan içerikli yağlar bulunur. Özellikle E vitamini kullanımının yaşlı kadınlarda idrak azalmasını engellediği belirlenmiştir. Bunun yanında, demir ve çinko gibi minerallerin diyette arttırılması da bilişsel fonksiyonların artması yönünden önemlidir.
Tam buğday unundan yapılan ekmek B grubu vitaminlerinin de iyi kaynağıdır ki bunlar sinir hücrelerinin iyi çalışması ve beyni etkileyen toksik maddelerin vücuttan uzaklaştırılmasında görev alırlar.
Yeşil yapraklı sebzeler, kavun, portakal, enginar, pancar, brokoli, bamya ve kuru baklagiller folik asitin en zengin kaynaklarıdır.

Bir diğer durum da, alzheimer hastalarında beyin plakalarında alüminyumun birikmesidir. Bunun da, bu kişilerin genel olarak kalsiyum ve magnezyumdan yetersiz bir diyetle beslenmelerine bağlı olduğu sanılmaktadır. Süt, peynir ve yoğurt gibi kalsiyum kaynağı besinlerin gençlik yıllarında yetersiz tüketilmesi halinde; beyin plakalarında yavaş yavaş alüminyum birikmekte ve alzheimer riski artmaktadır.
Taze meyve ve sebzeler, içerdiği antioksidanlar ve ‘folik asit’ sayesinde beynin yaşlanmasını ve hücre hasarını önlerler.

Beyin gelişimini en çok etkileyen grup olan aminoasitler, yumurta, et, balık, süt, yoğurt, . mercimek, nohut ve fasulye gibi gıdalarda bulunurlar. Ayrıca, tahıl taneleri, fındık, badem, kuru baklagillerde bulunan ‘inositol’; yumurta ve soya fasulyesinde bulunan ‘kolin’ ve ‘lesitin’; ette ve süt ürünlerinde bulunan ‘karnitin’ beyindeki sinir hücreleri arasında iletişimi sağlayan kimyasal maddelerin en önemlilerinden biri olan asetilkolin düzeyini destekler. Böylece kişilerin zihinsel yeteneklerini ve hafızasını güçlendirir.

Peki ya Alzheimer Belirtileri?
Alzheimer hastalığının en önemli belirtileri, günlük yaşam işlevlerini etkileyecek düzeyde bellek kaybı, günlük yaşam işlevlerini yerine getirmede zorluk çekme, basit kelimeleri bulmada güçlük çekme, zaman ve mekanları karıştırma, yargıya varma ve karar vermede güçlük çekme, pratik düşünme becerisinde güçlük çekme, sık kullanılan eşyaları yanlış yere koyma, ruh hali veya davranışlarda değişiklik gösterme, kişilik değişiklikleri gösterme ve alışılagelmiş işler ve sorumluluklardan kaçma olarak sıralanıyor.

Bir Cevap Yazın

Navigate